25 11 2008

Yemleme

                                  
                                   
     

                                                 
Nasıl yemlemeli

Sazan gibi balıkların avında yemleme de çok önemlidir. Nasıl yemlersen öyle yakalarsın. Yemleme için pek çok yöntem olmakla beraber balığı toplamak orada tutmak ve oltaya vurdurmak için, koku ve tad önemlidir. Bunun için yurtdışında hazır kiloluk paket unlar satılır. Bunlar hazır veya konsantre olmak üzere iki gruptur hazır olanını açıp sulandırarak hamur yapıp kullanabilirsiniz. İsterseniz sulandırmadan önce ilave koku veya iştah açıcılar da katılabilir. Konsantre olanına ise istediğiniz kadar başka unlardan ve kokulardan katılarak kullanılır. Ben bunu Türkiye' de aradım İstanbul'da oldukça eski ve büyük bir malzemeciye sordum, anlamadı; tarif ettim anlar gibi oldu ama "Ya onla kim uğraşacak ki" deyip elinde olmayan malı soran müşteriye ilgisini kaybetti. Acaba hakikaten öyle mi bizim Türk amatörler bu tür uğraşlara girmez mi? Açıkçası benim bildiğim ve tanıdığım amatörlerin bir kısmı uğraşırken bir kısmı bu tür zorluklara girmez. Oysa amatörlük uğraştır, zevk için, mali kazanç beklemeden, sevdiğin bir işle uğraşarak hoşça vakit geçirmektir; değil mi? Belki de o nedenle Avrupalı amatör bizim Türkiye' de ancak hayalini kuracağımız sazanları yakalayıp poz poz resimlerken bize de seyretmek düşüyor. Bu bilinç bizde de yerleşmeli.Evet neyse yemlemeye dönelim. Demek ki bizim bu hazır yemleri bulma şansımız yok o zaman hazırlayacağız. Başta da anlattığımız gibi boilinin kendisi hem yemleme hem de alıştırma amaçlı kullanılır. Diğer türden yemleme unları hazırlamak için pek çok tarif olmakla beraber yukarıda boili tarifinde verilen un karışımları da içinden pahalı olanları çıkartılarak, mesela irmik, mısır unu, arpa unu, yulaf, kepek gibi unların bulunabilenlerini karıştırarak, biraz da kokulandırıcı ve tadlandırıcı ilave edilerek hazırlanabilir. Hatta karışıma elimizdeki solucan, larva gibi canlı doğal yemlerden katabilir, mısır suyu ve tanelerini de ilave edebiliriz. Bazı amatörler bu karışıma avlanılacak nehrin kıyısından kum, çamur da ilave etmektedirler, faydalı olduğu söylenmekle birlikte ben denemedim. En iyi karışımı deneyle bulacaksınız, belki ilerde bazı karışım tarifleri de veririm. Önemli olan bu karışımın av yerine kuru olarak götürülmesi hatta daha iyisi kuru karışımın av yerinde yapılması, avlanılacak gölün suyu ile azar azar sulandırarak avuçla kavranacak boyda toplar hazırlanmasıdır. Yemleme topları elle sıkıldığında bir arada dağılmadan kalacak, suya atıldığında suya çarpma sırasında dağılmadan dibe inip dipte 2 -3 dakika içinde eriyerek etrafa tad ve koku yayacak kıvamda hazırlanmalıdır. Çok sulandırılırsa sakızlaşabilir suda eriyip dağılmaz kokusu etkili olmaz, az sulandırılırsa atış esnasında veya suya çarptığında dağılır ve yine etkili olmaz. Hazırlanan toplardan biri deneme amaçlı kıyıda suya atılır ve davranışı gözlenir. Bu şekilde hazırlanan toplardan 5 -6 adet ava başlamadan önce oltanın atılmasının kararlaştırıldığı bölgeye atılır. Daha sonra da olta o yemlenen yere atılarak ava başlanır. İlk atılan balığı toplama amaçlı yemleme toplarının birbirlerine yakın hatta aynı yere atılmasının kokunun daha şiddetli olması bakımından faydası vardır. Daha sonra her balık yakalandığında etrafta ürken balıkları tekrar toplamak veya toplanmış balıkları yerinde tutmak için her yarım saatte bir top daha atılarak avcılığa devam edilir. Uzak mesafeli atışlar gerekiyorsa ceviz boyunda hazırlanan yemleme topları geniş açıklıklı bir sapan yardımı ile istenilen yemleme noktasına atılır. Atışlardaki isabet, yani istenen noktayı tutturmak sizin alışkanlığınıza kalmış.yaz aylarındanda yaptığım avlarda sratejim uzun süreli yemleme ile balığı avlak bölgeme çekmek ,bunu yaparken de diğer balıkların ilgisini çekmeyecek yemler olmak zorunda ,aşırı kokulu,hayvansal ve toz yem kullanmıyorum,yemlemeyi sazanların geçiş bölgesi olduğundan emin olduğum bölgede yapıyorum,yani sazanlar yemi koku ile değil görerek buluyorlar.hayvansal yem kullanacaksam da sazan dışındaki balıkların en pasif olduğu zamanda kullanıyorum ve sadece oltaya takıyorum.yaz aylarında yaptığım avlarda da ya hiç balık almam yada 1den fazla balık alırım tek balık aldığım çok azdır, balık alamadığım zamanlarda da ya toz yem atmışımdır yada balıkçıların fazla olmasından dolayı yanlış bölgeyi yemlemişimdir.


                                          

                                            Yemleme stratejisi
Kış aylarında stratejim tamamen değişiyor ve göllerimizdeki balık popülasyonunu da hesaba katarak stratejim sadece tek balık üzerine yoğunlaşıyor, yani şans faktörü kış aylarında daha ağır basıyor.kışın balık çok fazla gezmediği ve beslenmediği için sazanın geçiş yerlerine olta atmak pek sonuç vermiyor, su ısısının yeterli olduğu, kendini güvende hissettiği ve yemlendiği yerleri bilmek gerekiyor bence,bu tür yerler de balığın çıkarılması en zor yerler oluyor genelde. kışın göldeki en aktif balıklar trofeler olduğu için toz ,hayvansal ve kokulu yemleri kullanabiliyorum, balık çok fazla yeme ihtiyaç duymadığı için az yemleme yapılması gerekiyor tabi ki.daha önce de bahsedildiği gibi pva ürünler bunun için biçilmiş kaftan.yaz aylarında ufak balıkların oltama takılmaması için daha büyük kancalar kullanıyorum özellikle yemleme bölgesinde küçük balıklar toplandıysa. küçük balık yemi ağzına aldığında kancayı farkediyor ve uzaklaşıyor ama büyük balık yemi ağzına aldığında onun için çok geç oluyor.kış aylarında böyle bir problem olmadığı için mümkün olduğunca küçük kanca kullanılması gerekiyor, hem kış aylarında balık aktif olarak beslenmediği için yemi ağzına almadan önce etrafı çok daha dikkatli inceliyor bu yüzden kösteğimizin maksimum farkedilemez olması gerekiyor.söylediğim şeyler genelde uygulanan stratejiler ,avlaktan avlağa ve kişinin kendi stratejisine göre değişen konular vardır onları açıklamak için de kitap yazmak gerekir heralde. Kış aylarında en önemlisi bence avlağı tanımaktır,yemleme bölgesinden kesin olarak emin olmak,gölde bulunan sazanın beslendiği doğal yemleri bilmek,göldeki balıkların ne olduğunu bilmek vs... örneğin testere balığı(tatlı su levreği)kışın da avlanan bir balık. testere kıyı şeridinde ve gece gündüz avlanıyor.bizim sazanların bulunduğu bölgede dolaşmıyor ve avımızla hiçbir alakası yok gibi görünüyor ama aslında küçük balıkları kıyı şeridinden itiyor. bizim sazanlar için güvenli olan bölgeler küçük balıklar için de güvenli oluyor ve gece gündüz burada kış aylarında da aktif kalmalarına,sürü halinde beslenmelerine neden olabiliyor,bu durum stratejimizde ufak değişiklikler yapmamıza neden oluyor.avlak hakkındaki bu tür bilgilere sahip olduktan sonra göllerimizde kış aylarında da tek günlük avda şansımız her zaman vardır.


                                      UZAK MESAFE YEMLENMESİ

Bu yazıda tanıtılması gerekmeyen Danny Fairbrass çeşitli uzak mesafeyi yemlenme yöntemlerini açıklıyor. Yazı sahibi uzaktan kumandalı yemleme gemileri hakkındaki görüşleri, ‘cobra’ kullanımının özellikleri, İngiliz ‘catapult’ (büyük boy top hamur atma aleti) ve ‘method fishing’i açıklamıştır.

Uzak mesafede balık avı, herhalde fiziki ve teknik açıdan en zor Sazan Avı türüdür. Elleriniz ağrır, omuzlarınız kopar ve eğer bu av türü için gerekli araç-gerece sahip değilseniz balığın vuracağı düşündüğünüz mesafeye nasıl atacağını düşünürken başınız da ağrımaya başlar. Yarınki balık avının bugünkünden daha başarılı olacağı gibidir. Fakat eğer bu avı uygulamaya başlarsanız – bu üst seviye pilotajdır.
Gerçekten ben uzak mesafede avı seviyorum. Yemleme gemisi olmadan uzak mesafeyi yemleyerek balığı av bölgesine çekmek benim çok hoşuma gidiyor. Yemleme gemilerine gelince ben kesinlikle onlara karşıyım. Buna istisna olarak büyük göllerde balığın benim atış mesafesine ( 150 m) yaklaşmamasını gösterebilirim. Bu durumlarda ben de MECBUREN bu gemilerden kullanıyorum. Bu gemilerden İngiltere’de neredeyse kullanmadım. Fakat devasa büyüklüğü olan Fransa’daki ‘Chantecoq’ gibi göllerde büyük miktarda yemi kısa sürede atmanız gerektiğinde bu geminin kullanılması faydalı olacaktır. Yine de ben ‘Chante’ye oltalarımı atmayı tercih ederim – burada daha sessiz, daha isabetli ve daha hızlı davranabiliyorum.
En sevdiğim gölde balık avı yarışmaları da düzenlenmektedir. Son yarışmada organizatörleri uzaktan kumandalı yemleme gemisi kullanımına izin vermeleri için ikna ettim. İtiraf ediyorum ki son birkaç yılda ben de bu gemilerden kullandım. Bu yılki avlarımızda her gemi kullanımından sonra balık vuruşlarında belirgin bir azalma gördüm. Yemleme gemisiyle çok miktarda yem atılabildiğinden herkesin çok fazla yem attığını düşünüyorum. Bunu yaparken de yemin bölgeye dağılması yapılmadan sadece belirli bir noktaya atıldığını gördüm. Ben her zaman gemi kullananlara üstülük kurabiliyordum, fakat son dönemdeki aşırı gemi kullanımı bu üstünlüğümü yitirmeme neden oldu. Bana göre balık vuruşlarını azalttığı için gemi kullanımı azaltılmalıdır. Sazan’ın besleneceği birçok yemleme noktası oluştuğundan Sazan istediği zaman ve yerde beslenmesini devam ettirmektedir. Bu nedenle de av zorlaşmaktadır.
Bu yazı en modern uzak mesafeyi avlama çeşitlerine adanmıştır. 165 metreye atış yapabilirsiniz, fakat orada çok sayıda balık olmazsa balık yeminizi nasıl bulabilir? Tabii ki bu şekilde tek yem atışı tesadüfi bir balık yakalama şansınız olabilir, fakat daha çok balık yakalayabilmek için uzak mesafeyi yemlemeniz de gerekir. 100 metre ve daha uzağa yemleme bölgesi oluşturmak kolay değildir, fakat doğru araçlar ve tekniklerle bunu herkes yapabilir. Ben Frank Warwick ve Mark Hutchinson’a baktığımda normal 2 adam görüyorum, bu nedenle eğer onlar bunu yapabiliyorsa ben de yapmalıyım diye düşünüyorum. Sizler de bu şekilde düşünmelisiniz. Sizler de aynı hamurdan yoğrulmuşsunuzdur ve doğru ‘silahlarla’ ve iyi antrenmanla bunu sizler de yapabilirsiniz. Ve inanın bana iyi balık popülasyonu olan bir gölde rakiplerinizden daha uzak mesafede bir yemleme bölgesi oluşturabilirseniz korkunç başarılı av yapabilirsiniz. Eminim ki hava şartları ne olursa olsun bu uzak yemleme bölgesi tutarlı bir şekilde çalışacaktır.
Birinci uzak mesafe yemleme aracı ‘kobradır’. Ben düz kobra ile hiç atamadım. Eğri kobra kullanımı da Frank Warwick’in arkadaşı Oz denemem için kobrayı vermeseydi hala atamıyor olacaktım.

Kobradan o kadar çok etkilendim ki, bu icadı Frank’tan alarak patentini KORDA için aldım. Kullanımı çok kolay olduğundan ona Easy Stick adını verdik. Bunu abartılı reklam sayabilirsiniz, fakat eğer piyasada daha iyi kobra olduğunu bilsem onu kullanırım. Siz de deneseniz, başka kobra kullanmazsınız.
Tüm kobralar atılan boilide çok ciddi geriye dönük yuvarlama etkisi yaratmaktadır. Bu yuvarlama boilini parçalanmasına neden olmaktadır ve hiç birimizin dağılmış bir boiliyi yemlediğimiz 100 metreye değil de yüzlerce parçaya bölünmüş ve önümüzdeki 30 metreye düşmesi hoşuna gitmez. Boili veya diğer atılan yemin parçalanmaması için yemlemeden önceki 24 saat kurutmanız yeterli olacaktır. Kuruduktan sonra yem sertleşecek ve atış esnasında parçalanmayacaktır.
Ben manavdan aldığım mantar oluklarından 25 penc’e alıp yemlerimi onların üzerine koyarak kurutmaktayım. Bu olukları kıtadaki avlarım için hazırladığım yemler için de kullanmaktayım. Bu oluklarda boili hem alttan ve hem de yanlardan güzel kuruyacaktır. 3-4 gün gibi uzun süreli kurutmalarda yemler çok fazla kuruduğundan çok hafif kalır ve uzak mesafeye atılamazlar. Uzun yıllar Mainline Baits boililerini kullandım. Bu firmanın boilileri çok yumuşak sayılırlar ve kobra ile atmak için uygun sayılmazlar. Fakat 24-48 saatlik bir kurutma işlemi onları kobra ile atmak için kıvama getirecektir. Fusion türü boilileri derin dondurucudan çıkardığınızda parçalanmaz – aynı şeklide 24 saat kurutulduktan sonra da atış esnasında parçalanmaz.

Kobra kullanımı için biraz alıştırma yapmalısınız. Eğer şu anda düz doğru bir kobra kullanıyorsanız, eğri kobra ile atmaya başladığınızda yemler önünüzdeki kıyıya düşecektir. Hareket tam tersi bir harekettir. Bilek hareketinden çok atış hareketine benzemektedir. Easy Stick’in ince uzun sapı vardır. Bu sapın görevi kolun aşırı yorulmasını engellemesidir. Daha kalın saplı kobralar kola aşırı yüklenir ve uzun süreli yemlemelerde kısa sürede kol yorulur. Sapın biraz daha uzun olması iki elle tutulmasını sağlar ve atışların daha isabetli ve dengeli yapılmasını kolaylaştırır.
Atış yapmak için ilk pozisyonda vücut ağırlığı arkadaki ayak üzerindedir ve gövde hafif geriye eğilmiştir. Kobra hedef bölgeye yönelmiştir ve bilekler sıkıca kobrayı kavramaktadır. Atışın tümünde bilekler gergin olmalıdır ki boili kobradan çıktıktan sonra bilek kobranın ileri hareketini durdurabilsin. Bu nedenle kobra ile atışın bilek hareketinden ziyade olta atışına benzediğini söylemiştim.
Her zaman yemlediğiniz bölgenin daha uzağını işaret alınız. Bu atış menzilinizi artmasına neden olacaktır, ki bazı insanlar boilinin kobradan çıkışını biraz geciktiriyor ve bu da boilinin yakında su yüzeyinde sıçrayarak gitmesine neden olmaktadır. Atışın son aşamasında vücut ağırlığı ön ayak üzerine geçmiş olmalıdır. Bunu golfteki swing gibi düşünün, bu uzaklığı ve isabeti arttıracaktır.
Eğer siz tüm hareketi doğru bir şekilde yapıyorsanız boilinin geri yuvarlanarak uçması, onun daha da havalanmasına neden olacaktır ki bu da mesafenin artmasını sağlayacaktır. Eğer yeminiz uçuş esnasında sağa-sola hareket yapıyorsa demek ki atışınız bir doğru üzerinde yapılmamıştır. Bunun için kobranın dairesel hareketi bir düzlem üzerinde olmalıdır. İlk önce yemi düz ileri atmayı çalışın, ancak ondan sonra uzak atışlara geçiniz.
Yemleme esnasında hem yakın ve hem de uzak mesafede olsun belirli bir tempoya girmeniz çok önemlidir. Bu nedenle atacağınız yem elinizin altında olmalıdır. Bunun için en basit çözüm boili bel çantası (boili bm bag) almanızdır. Bu çantaları FOX, FISHRITE ve CHUB gibi firmalar üretiyor. Bunları çantalar ( 1 kg yakın yem alır), bel çantası gibi belinize bağlayarak yemi almak için eğilmenize gerek kalmadan kolayca alıp atmanız sağlanır.
Bir tavsiye daha: atacağınız mesafeyi kısaltmak için her atışta aynı gücü kullanın, fakat kobraya daha çok sayıda yem koyunuz. Meselâ rüzgarsız bir havada 22 mm tam yuvarlak bir boiliyi ben 120 metreye atabiliyorum. 2 adet boiliyi aynı güçle atarsam 100 m. 3 tanesi 91 m. ve 6 tanesini de 65 metreye atabilirim. Bu nedenle diğer kobralarla yemleyenlere göre ben 6 kat daha hızlı 65 metrelik mesafeyi yemleyebilirim. Aynı şekilde gece de aynı güçle 6 boiliyi atarak aynı bölgeyi her balık vuruşundan sonra yemleyebilirim. Diğer kobralarla yemleyenler ise attığı yemin ne tarafa gideceğini bilemezler.
Attığınız yem aynı zamanda martıların da dikkatini çekmektedir ve martılar yeminizi yiyebilir. Yemin yüksek hızda yuvarlanmasından dolayı batması çok yavaş oluyor. Bu nedenle martıların yem batmadan onu yakalama şansları var. Ben hava kararırken, yemin tam olarak nereye düştüğünü görebilecekken başlıyorum ve hava karardıktan sonra da devam ediyorum. Gündüzleri kobrayla yemlemek, inanın bana bazen boşa zaman harcamak ve yemin martılara atılması demektir.

Bu yarışmaya ben yarışmacı olarak katılmamıştım. Bizim ticaret müdürümüz Criss Rose bu aleti bana göstermek için sabırsızlanıyordu. Yemin gittiği 110 metrelik mesafeyi görünce uzun uzun gülmeye başladım. Bu mesafe yemleme sapanıyla atabileceğiniz mesafenin 3 katıydı! Bu aletin oldukça basit bir yapısı vardır – iki tarafı kalın iple bağlı sapan meşinidir. Bu alet spod kamışı ile atılıyor. Meşinin içine konulan yem topu (yaklaşık yumruk büyüklüğündedir) meşinin iki tarafına sıkışarak düşmez. Aynı yemleme raketi atışında olduğu gibi atışla atılır, fakat raket gibi yemleme bölgesine kadar gitmez. Meşin 10 metre giderse yem topu 100 metreye gitmektedir.
Bu amaca en uygun bana göre Drennan firmasının dip yemi atmak için ürettiği sapanın meşinidir. Bu meşinin sert içi olduğundan yemi daha dengeli tutabiliyor. Yumuşak meşinler uygun değildir. Yem bunlardan kolayca düşebilmektedir. Biz bu aletin seri üretimini de düşündük, fakat gördük ki isteyen herkes bu aleti kendisi 2 pounda mal edebilir. Seri üretimi ise çok daha pahalıya mal olacaktı.
Bu aleti yapabilmek için 30 cm uzunluğunda örme veya mono misinadan 2 adet sağlam köstek yapmalısınız. Bunları meşinin 2 tarafındaki deliklere bağlanır. Bu 2 adet kösteğin birleştiği yerde bir fırdöndünün güvenli düğümle bağlı olmalıdır. Atış esnasında raket atar gibi makinenizin sarma telini açmak zorundasınız. Ben açmadan denediğimde sarma telinin kolunu kırmıştım.
İlginç olan yem topları ne kadar daha büyük ise (mantıklı büyüklükte) o kadar daha uzak mesafeye gidiyorlar. Normal olta atışlarında olduğu gibi bir kez bu yem toplarını attığınızda çok kısa sürede atışlarınızı aynı noktaya atabilmeyi başarabiliyorsunuz. Aynı atış mesafesini tutturabilmek için raketle yemlemede gibi misinanızı makine klipsine takmanız gerekmiyor. Aleti makineyle geri toplamak gerekmediğinden yemleme hızınız çok yüksektir. Çok kısa sürede geniş yemleme alanını ‘yem halısına’ çevirebilirsiniz.
Yemlemede alabalık pelletinden başlayarak çok bileşenli ve çok karmaşık yem kullanabilirsiniz. Önemli olan yemin hamur halini kolayca alabilmesidir. En sevdiğim yemler yumuşatılmış alabalık pelleti ve vitalindir. Her ikisi de çok iyi hamur gibi yapışır ve en önemlisi Sazan onları yemeyi seviyor! Hemen hemen her zaman yemlerimde kenevir tohumu kullanmaktayım. Bununla birlikte Hinders High Betain ve Dynamite Swim Stims gibi çeşitli pellet ve toz karışımlar kullanıyorum. Yem topunun en son bileşeni mutfak parçalayıcısı ile parçalanmış boilidir. Bu parçalayıcı her Sazancı’ nın malzemeleri arasında olmalıdır.
Yem topuna istediğiniz aroma ve sıvı karışımlar kullanabilirsiniz. Ben çok sık Mainline Baits Maple 8’i iştah açıcı ve cezp edici olarak kullanıyorum.

Mainline Baits firmasından her sıvı Metamino, Molasses veya aroma farklı etkiyle çalışacaktır. Ayrıca belirtmek isterim ki Bovril adında üretilen ve kaynar suda eritilen dana eti suyu da çok önemli cezp edicidir.
Yemleme miktarı yemleme alanına çekebileceğiniz tahmini balık sayı ve büyüklüğüne göre belirlenmelidir. Bu tabii ki hava şartlarına da bağlıdır ve ne kadar hava şartları uygun ise o kadar daha çok yem atılmalıdır. Örneğin yaz ortasında iyi balık popülasyonu olan bir gölde, düşük hava basıncı ve uygun olan güney-batı rüzgarında gece avı öncesinde ben tereddütsüz 30 yem topu atarım. Aynı gölde Kasım ayında 6 yem topuyla başlarım. Eğer çok sayıda yem topu atmayı düşünüyorsanız, aynı tempoda aynı noktaya atabilmek için bu topları daha önceden hazırlamak zorundasınız.


Attığınız topların önemli bir ağırlığı olduğundan atış yaptığınız ve misinayı tutan parmak üzerinde önemli bir yüklenme meydana gelecektir. Bu nedenle hem daha uzak mesafeye atabilmek ve hem de parmağınızın aşırı yorulmasını ve yaralanmasını önlemek için özel deriden yapılmış yüksük kullanmalısınız. Ben hiçbir zaman bu yüksük olmadan yemleme yapmam.

Üçüncü yemleme yöntemi ‘method yemliktir’. Bu yöntemle yem topunun bu kez iğne ile birlikte yemin yenilenmesidir.

Bizim yemliklerimizin bir kanadı kurşundan yapılmıştır ve bu nedenle yemlik her zaman aynı pozisyonda dibe düşecek ve eğer siz bu kurşun kanadının ters tarafına iğnenizi bağlar veya saplarsanız iğneniz her zaman yemlik dibe vardığında üst tarafında kalacaktır ve balığın iğneyi ağızlaması kolaylaşacaktır. Bu kurşun kanat yemliğin uçuşunu etkilememektedir. Method avının en büyük uzmanlarından Tim Hodges yerinden bu yemliği 120 metre mesafeye atabiliyor. Burada ince nokta yemliğin aşırı yemle yüklenmemesindedir. Yemliğin iyi bir şekilde ‘doldurulması’ da önem arz etmektedir. Yemliğe birinci ve en içteki orta katmanına hamur olarak hazır boili hamuru sıkıca yapıştırabilirsiniz ( Mainline bu hamuru mantar top ile yüzen boili yapımı için üretip satmaktadır). Diğer katmanlarını ufak balıklar yese de bu orta katman her zaman yemlikte kalacaktır. Hamurun en dış katmanı çok iyi şekilde yemlik üzerine yapıştırılmış ve kanatların dışına taşmaması gerekir. Bu uzun mesafe atışını ve uçuşun dengeli olmasını sağlayacaktır. Aynı zamanda yemliğin ön tarafı her zaman daha büyük ve ağır olması gereklidir. Korda’nın yemliklerinde kanal ve çukurlar vardır ki bunlarla yemin daha dayanıklı ve uzun süreli üzerinde kalması sağlanır. Ayrıca bizim yemliğimizde yemin düşmesini önleyen çok özel ‘yansıtıcı’ var. Bu özellik başka yemlikte yoktur ve dolayısıyla piyasada daha iyisini bulamazsınız.
Yemlikler 1,5 , 2 ve 3 Oz (87 gram) ağırlıkta üretiliyor. Büyük olanlar uzak mesafede ve yandan esen sert rüzgarlı havalardaki avlar için uygundur. Geçen günlerde Dave Lane 100 metrelik avlar ve yan rüzgarda 2 Oz ağırlıktaki yemlik dipte yuvarlanacağına dikkatimi çekti. Oysa 3 Oz (87 gram) yemlik dipte daha dengeli duracaktır. Bu kadar uzak mesafeye atılabilmek için yemliğin yeterli ağırlıkta olması gayet açıktır. Aynı zamanda bu ağırlıktaki ( 5 Oz da olabilir bu) yemliği atmak için güçlü kamışa ihtiyacınız olacaktır.
Sonuç olarak belirtmek isterim ki iğne kösteğini daima yemlikteki hamurun içine gizlemelisiniz. Bu şekilde kösteğin dolaşması engellenir ve uzak mesafeye atmak kolaylaşır.
Yemsiz avlanmamalısınız, ben her zaman az miktarda da olsa en azından PVA poşet veya Boilie Funnel içine yem koyup avlanırım. Eğer uzunlukları 3 cm ise oldukça uzun mesafeye atılabilirler.
Fakat burada tekli yemle efektif avlanamayacağınızı söylemiyorum. Yemlenen bölgede tekli yüzen veya batan yemle başarılı av yapabilirim. Yemleme bölgesine her 3 oltanızı farklı yemle atıp hangisi çalışacağını görebilir ve devamında diğer oltalarınızı da aynı yemle atabilirsiniz.

Gergin misinalar,
Danny Fairbrass

Bu yazının çevirisini yapan sevgili arkadaşım Erdinç Hatip'e teşekürlerimi sunarım.
Ayrıca bilgi ve paylaşımlarını benden esirgemedikleri için carptr fertlerine de ayriyetten teşekürler.

http://www.carptr.com/forum/showthread.php?t=381



                                                       
Pva torbalar



"PVA yani Poli Vinil Alkol, bir tutkal türü. 1920’lerde Japonya’da keşfedildi. Balıkçıların eline düşmeden önce eczacılık, tarım, matbaacılık, tekstil alanlarında kullanıldı. İşlenmemiş hali beyaz, kristal toz şeklinde. Bir katman olarak bir yüzeye sürülüp çıkardığınızda şeffaf yakın bir film oluşturuyor. İki filmi üstüste koyup yapıştırdığınızda PVA poşet, iplik gibi ördüğünüzde PVA iplik ve bu ipliği file naylon çorap misali dokuduğunuz da da filesi ortaya çıkıyor. PVA’nın kalınlığı, ürünün suda çözünürlüğü ve dayanıklılığı tamamen kalınlığına bağlı. PVA’nın çevre açısından olası etkilerini merak edebilirsiniz, PVA’nın kimyasal formülü CH2-CH2-OH ve suda erime özelliğine sahip en basit polimer. Özetle, çevre açısından herhangi bir zararı yok.

Uygulama alanları, sazanla yemleme sırasında yemlenen noktanın Hanya, takımın düştüğü noktanın Konya olmasını önlemek. Boilileri birbirine bağlamak ve benim uygulama alanım kıyıdan çinekop yemlisinde mantarlı takımın pervane gibi dönerek mesafeyi azaltmasının önüne geçmek. Bir de PVA’nın şaka uygulaması var, onu yazının sonuna kadar dayanabilenlere saklayayım.

Uygulama şekli: yazının başından beri yemleme diyorum ama PVA kullanıldığında yemleme ile takımın atılması aynı anda gerçekleşir. Suda eriyebilen bir malzeme olduğu için ıslak yemle kullanmak biraz meşakkatli. Ancak küspe, civciv, boili gibi kuru yemlerle rahatlıkla kullanılabilir. Hafif ıslak yemlerle kullandığınızda, içiçe geçmiş iki poşet kullanarak erime sürecini uzatabilirsiniz.

Yapacağınız ilk şey, poşetin içine takımı yerleştirmek. Bir başka kullanım şekli de kancayı poşetin ya da filenin bağlandığı noktanın altına saplamak ve kurşunu poşet/file içinde tutmak. Ardından poşete ya da fileye yemi dolduruyor ve ağzını PVA ipiyle bağlıyorsunuz. Yem doldurma işleminde huni ya da uygun büyüklükte parça boru kullanmak kolaylık sağlayacaktır. Resimlerde uygulamayı daha net bir şekilde görülüyor. PVA poşet kullanırken dikkat edilmesi gereken bir nokta da, poşette mümkün olduğunca az hava kalmasını sağlamak ve eğer bunu önleyemiyorsanız poşete delik açmak. Eğer poşetin havasını almaz veya delik açmazsanız, poşetin dibe batış süresi uzayacaktır. File tipi PVA’da böyle bir sıkıntı yok. Tabii bu poşetleri mutlak suretle kuru tutmak zorunda olduğunuzu belirtmeye gerek yok. Islatırsanız bir poşetin içindeki 100 poşetten geriye sadece poşet kalır. PVA kullanırken özellikle poşetlerde, yemin arasına bir iki parça PVA köpüğü atarsanız poşet eridiğinde bunlar su yüzüne çıkıp takımın yerini görmenizi sağlayacaktır. PVA köpüğü ayrıca kimi uygulamalarda iğnenin otlara takılmasını önlemek için de kullanılıyor, yapılan iş sadece köpüğü iğnenin ucuna saplamak.

İsteğe bağlı olarak poşetleri evde yemle doldurabilir ve ardından iğneyi poşetin bağlandığı noktaya saplayarak da kullanabilirsiniz. Bu şekilde poşetleri ya da fileyi doldurma işlemini avlakta yapmak zorunda kalmaz ve olası yağışlı havalarda poşet dolduramama riskiyle karşı karşıya kalmazsınız. Bu da sonuçta takımınızın yemlenen noktada olmasını sağlayacaktır. Piyasada birkaç çeşit PVA poşet var, bunların aralarındaki farklılıklar şekil, kalınlık ve koku olarak ortaya çıkıyor. Daha uzağa atmak için üçgen poşetler kullanılırken, balığı daha kolay çekmesi için PVA’ya koku eklenen ürünler de mevcut. Poşetin, ipin, filenin sudaki erime hızını kullanılan malzemenin kalınlığı belirliyor. Çabuk eriyen bir poşet 35 mikron kalınlığında PVA filminden yapılıyor, erime süresi bir dakikayı aşan ürünlerde ise kalınlık 60 mikronun üzerinde. Dolayısıyla böyle bir ürünü alırken mutlaka erime süresini öğrenmek zorundasınız. 20 metre derinlikte bir gölde avlanıyorsanız ve kullandığınız poşet onuncu metrede dağılıyorsa, PVA size hiçbir avantaj sağlamaz. Bu durumda ya içiçe iki poşet ya da daha yavaş eriyen PVA kullanmak zorundasınız."





5383
0
0
Yorum Yaz